Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Milli Aile Haftası” kapsamında yayımlanan verileriyle, geleneksel aile yapısının hızla yok olduğunu ortaya koydu. Ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,08 kişiye düşerken, her beş haneden biri artık yalnız bireylerden oluşuyor. Türkiye, 2026-2035 dönemini “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan ederek aile yapısını koruma çabasına girmiş olsa da, veriler bu değişimin önüne geçilemediğini gösteriyor. TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü, günümüzde 3 kişiye gerilemiş durumda.
Yalnızlık, özellikle son on yılda hızla yayılıyor. “Tek kişilik hane” oranı, bu dönemde %13,9’dan %20,5’e yükseldi. Özellikle Gümüşhane, %32,7 ile yalnız yaşamın en yaygın olduğu il olarak öne çıkıyor. Geniş ailelerin oranı ise %13,5’e kadar düşmüş durumda. Toplumun büyük bir kesimi artık daha küçük çekirdek aile yapıları ya da tek başına yaşamayı tercih ediyor.
Tek ebeveynli ailelerin sayısında da dikkat çekici bir artış gözlemleniyor. 2014 yılında %7,6 olan bu oran, 2025 itibarıyla %11,3’e ulaşacak. Bu ailelerin %8,5’ini çocuklarıyla birlikte tek başına hayat mücadelesi veren anneler oluşturuyor.
Verilerdeki en dikkat çekici noktalarından biri de 25-29 yaş grubundaki gençlerin durumu. Bu yaş grubundaki hiç evlenmemiş gençlerin %70’i, hâlâ anne ve babasıyla aynı evde yaşamak zorunda kalıyor. Diğer yandan, yalnız yaşayan yaşlı birey sayısı 1,8 milyonu aşarken, bu bireylerin %73,5’ini kadınlar oluşturuyor.
TÜİK verileri, ekonomik krizin aile yapıları üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor. Türkiye genelinde yoksulluk oranı %20,6 iken, geniş ailelerde bu oran %27,1’e kadar çıkıyor. Nüfusun %28,8’i sağlıksız konut koşullarında yaşam mücadelesi veriyor.
Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, Türk insanı için en büyük mutluluk kaynağı yine aile olarak öne çıkıyor. Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın sonuçlarına göre, bireylerin %69’u ailelerinin kendilerini en çok mutlu eden faktör olduğunu ifade ediyor. Ancak 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucunda 191 bin çocuğun velayet sürecinden etkilenmesi, aile yapısındaki derin sorunların da bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.